2 Mart 2012 Cuma

pehey

ne cehaleti taşıyabildim ne de bilgiyi. kendimi harika bir kadının yanındaki karamürsel sepetine benzetiyorum. sonumuz bayır olsun.
8 Şubat 2012 Çarşamba

söyleyin allah bey! yaşayacak mıyım?

boğulacakmış gibi ölüyorum. saf yanlarım ağrımakta, kime döksem boş. zaman dediğin firecâyil bir varlık; hiçbir şeyden haberi yok. insanın kendi bile ona yeterince yakın değilse ne yapmalı? (n'aparız?) işler çığrından çıkıyor, hissediyorum. yatmadan önce okunan masallar gibi romanlar okunuyor kulağıma, kanmam isteniyor; suyu bile kana kana içmeyeli kaç vakit oldu; bilir misin? (vakit ne demek?) işlerin çığırlarına sığmadıkları son vakit yağmurun altındaydık bir ara. şimdi karın altındayım, yüzüme buzlar seriliyor. içimin içime dar gelmesiyle her işe özenle beğenilen çığırların eskimesi neden aynı ana denk gelir. (belki aysonudur, hiç düşünmezler.) yüzüme tükürülen bir sürü öğüt, gövdemden ayaklarıma damlıyor şimdi. (o şehre gitme, silinirsin.) ayakkabılarım çok ıslak. (o işi yapma, sana göre değil.) tabanları delik, çorabım da yok aksi. (sen şöyle büyük olacaksın, öyle küçük olma.) uykum gelecek, GELMESİN! (onu yapsan, şunu yapsan, bu işler de böyle olacak, onlar şöyle. sen bilirsin.) burda çığlık var. (tamam, sustuk.) burda hıçkırık. (...) bir şeyler söyleyin, susmayın, bir şeyler söyleyin. yalnızlığı sevmiyorum. ben şu an yalnızlığı sevmiyorum. ben şimdi yalnız kalmak istemiyorum. (yarın?) elime oyuncaklar verip almayın, beni böyle eğitemezsiniz. beni böyle sevemezsiniz, izin vermiyorum. ben sizi böyle mi seviyorum? kendimi (bak şimdi...) sus! kendimi çürümenin kitabı'nı yazmış gibi hissediyorum, ama yazmadım. (şimdi?) dur! az önce üçüncü konçertoyu bitirmiş gibi yorgunum, ama galiba o ben değildim. bir delik açıldı, ben düştüm, hâlâ da yere varmış değilim ki kurtuldum. sonra geldim, anlattım. olmadı. anlatmadım. olmadı. be-b-b-ben-ben size çok salak da oldum efendim, olmadı. zeki de oldum, olmadı. makul oldum, olmadı, burnum kıl bahçesine dönünce bile olmadı. efendim (seni anlıyorum, anlıyorum da...) sus ulan! bari acı çekerken yalan söyleme. yetenek hastalıkla, para sorumlulukla, sevgi nefretle, siyah beyazla geliyor. sonra herkes uşağa. bunun sonu yok. yok bunun sonu. bu uzaya mahkûm bir tren oyunu. (sen koskoca...) yok, artık konuşmuyorum. elveda zalim ahiret. senin sırat köpründen geçmiyorum. (burda kalpteki sancı var.)
8 Ocak 2012 Pazar

küfür

tolstoy hikâyelerinden apartılan islâmî hikâyelerle büyüyen benekli bir mantar, birgün bir kuşun gün gibi buharlaştığına şâhit olunca kimyâsal silâhlara dua etmeye başlar. sihirli mantarlar, uçan makarna canavarı devrine geçtiklerinde o çoktan böcek yemeye başlamıştır. annesi bir gazete haberinde görür benekli yavrusunu: "dünyaya cinnettârım."
babası komik videolarda sezer rüyasını: "bebe öldü."

menajer beğenilerine yaltaklanan dağ etekleri kısaldıkça sonlanır hikâye: "çocuklar ölmesin, kan da kusabilsinler."
7 Ocak 2012 Cumartesi

özgürlük?

- şunları şunları yapma. bunları bunları söyleme. bir de Allah'a şirk koşma.
- şunları yapma. bunları söyleme. bir de Atatürk'e hakaret etme.
- şunları yapma. istediğini söyle. ama ifade özgürlüğüne küfür etme.
- artık özgürsün. özgürlüğe küfür etme.
.
.
.
.
.
6 Ocak 2012 Cuma

Yolcu

"...
Olmasaydım, ne güzel yazardım! Eğer beyaz kâğıt ve zihnimde dolaşan sözcükler ve biçim kazanan ve kimse yazmadan yok olan öyküler arasına o rahatsız edici set, bizzat ben girmeseydim. Biçem, beğeni, kişisel felsefe, öznellik, kültürel oluşum, yaşanmış deneyim, psikoloji, yetenek, meslek numaraları: Bütün bu unsurlar yazdığımın bana ait olduğuna işaret eden ipuçlarıdır ve olanaklarımı kısıtlayan bir kafes gibi görünürler gözüme. Yalnızca bir el, kalem tutan ve yazan kopuk bir el olsaydım... Bu eli kim hareket ettirecekti? Adı sanı olmayan kalabalık mı? Zamanların ruhu mu? Ortak bilinçdışı mı? Bilmiyorum. Tanımlanabilecek bir şeyin sözcüsü olmak için kendi kendimi yok etme arzusu duymuyorum. Yalnızca yazılmayı bekleyen yazılabilir ile hiç kimsenin anlatmadığı anlatılabiliri iletmek için istiyorum.
...
"

Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
2 Ocak 2012 Pazartesi

eah

hayat, evinize misafir olarak gelen çiftin, o gece ilk anal seks deneyimlerine kulaklar dolusu şahit olup da hiçbir şey yapmamaktan ve sabah "günaydın. iyi uyudunuz mu?" demekten ibarettir.